Gizli gündem başkanlık sistemi
19-12-2011
Bahçeli: Erdoğan'ın 7 yıl dayatmasının gerisinde, başkanlık isteği fazlasıyla belirleyici.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, anayasa değişikliklerinin, mevkisi ve
konumu ne olursa olsun herkes için bağlayıcı ve kapsayıcı olduğu
kuralından hareketle, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün görev süresinin
halen yürürlükte bulunan 5 yıllık zaman süresine göre hesap edilmesi ve
yorumlanması gerektiğini belirtti.
Bahçeli, yaptığı yazılı açıklamada, Cumhurbaşkanlığı görev
süresiyle ilgili yapılan siyasi ve hukuki yorum ve değerlendirmelerin
son günlerin en önemli gündem maddelerinden birisi haline geldiğini
ifade etti.
Özellikle Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün görev süresinin hangi
hukuki vasıtalarla belirleneceği ve kaç yıl olacağının ciddi bir sorun
olarak belirginlik kazandığını ifade eden Bahçeli, bununla birlikte,
görüş ve yaklaşımlardaki abartılı farklılığın Türkiye'yi yeni bir
cepheleşmenin eşiğine kadar getirdiğini savundu.
Bahçeli, şunları kaydetti:
''Her kafadan ses çıkmasıyla devletin en üst makamının
tartışmaların odağına yerleşmesi; bu yüksek görevin saygınlığı ve
mehabeti açısından büyük bir talihsizlik olmuştur. Öncelikle bütün
dikkat ve ileri sürülen görüşler 11. Cumhurbaşkanının görev süresinin '5
yıl mı, yoksa 7 yıl mı olacağı' noktasında düğümlenmiş ve bu alanda
yoğunlaşmıştır. Bu kapsamda fikir beyan eden çevreler, siyasi
fıtratlarına ve ideolojik meşreplerine göre pozisyon almışlar ve çözümün
tarafı olmaktansa anlaşmazlığın bir uzantısı olmayı tercih etmişlerdir.
Bilinmelidir ki, MHP, Cumhurbaşkanlığı görev süresi etrafında alevlenen
kriz ve kutuplaşma eğilimlerinden son derece rahatsızlık duymaktadır.
Görülmektedir ki, AKP hükümetinin ezbere, hazırlıksız ve karşılaştığı
dönemsel zorlukları aşma adına geçmişte yaptığı anayasa değişiklikleri,
Türkiye'yi yeni açmazlara ve çıkmazlara sürüklemektedir.
Cumhurbaşkanlığı görev süresinin yanı sıra, bu makama seçilecek kişinin
aziz millet varlığı tarafından belirlenecek olması bunlardan yalnızca ve
en önemlilerinden birisi olarak karşımızdadır.
Bugünkü sisli ve karmaşık ortamın başlangıcında, şüphesiz 2007
tarihindeki sancılı Cumhurbaşkanlığı seçimi bulunmaktadır. Başbakan
Erdoğan'ın 24 Nisan 2007 tarihli Meclis Grup toplantısında Cumhurbaşkanı
adayı olarak Sayın Gül'ü ilan etmesi çetin, tehlikeli ve meşakkatlerle
dolu bir dönemin kapısını aralamıştır. 27 Nisan 2007 günü başlayan
Cumhurbaşkanlığı seçim turlarının 367 bariyerine takılması ve toplantı
yeter sayısının Anayasa Mahkemesine taşınarak TBMM iradesinin
baltalanması aziz milletimizin gözü önünde cereyan etmiş ve bugünkü
sıkıntıların altyapısını oluşturmuştur. Bu şartlar altında TBMM, 11.
Cumhurbaşkanını seçememiş ve AKP hükümeti de erken seçim kararı alarak
konuyu ileri bir tarihe bırakmıştır. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı seçimindeki
bunalım gerekçe oluşturmuş ve AKP 23. Dönem TBMM yapısını ve siyasi
dağılımını beklemeden anayasa değişikliği yoluna gitmiştir.''
-''Her şey net ve belli''-
5678 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde
Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun'un 31 Mayıs 2007'de kabul edilip,
16 Haziran 2007'de Resmi Gazete'de halkoyuna sunulmak üzere
yayımlandığını anımsatan Bahçeli, arkasından 23. Dönem Meclis yapısı
içinde temsil imkanı bulan MHP'nin, ''millet iradesinin gasp edilmesine
itiraz ederek Cumhurbaşkanlığı seçimine katıldığını ve 367 kilidinin
açılmasını sağladığını'' hatırlattı.
Bahçeli, Abdullah Gül'ün 28 Ağustos 2007'de TBMM Genel Kurulu'nda
Cumhurbaşkanlığı görevine seçildiğini, aralarında Cumhurbaşkanlığı görev
süresinin 7 yıldan 5 yıla çekilmesini ve milletvekilliği süresinin 5
yıldan 4 yıla indirilmesini sağlayan anayasa değişikliklerinin de 21
Ekim 2007'deki referandumla kabul edildiğini belirtti.
Devlet Bahçeli, şöyle devam etti:
''Elbette milletvekilliği süresinin 5 yıldan 4 yıla inmesi ve 22
Temmuz 2007 seçimlerinin buna dayanarak yapılması, Cumhurbaşkanlığı
görev süresiyle ilgili emsal niteliği taşımaktadır.
Anayasanın 101. maddesindeki değişiklikle de Cumhurbaşkanının görev
süresi 5 yıl olarak belirlenmiş ve bir kimsenin en fazla iki defa
Cumhurbaşkanı seçilebileceği kayıt altına alınmıştır. Ne var ki, AKP
hükümetinin yattığı gaflet uykusu ve gösterdiği sorumsuzluk yüzünden
anayasanın 102. maddesinde ifadesini bulan, 'Cumhurbaşkanlığı seçimine
ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir' amir hükmünün gereği ve
icabı bugüne kadar yerine getirilmemiştir. Bu zorunluluk, aradan geçen
dört yılı aşkın bir süredir iktidarın aklına ve gündemine gelmediğinden
uzlaşmazlıklara ve çatışan görüşlere göz göre göre davetiye
çıkarılmıştır. Esasen her şey net ve bellidir. Süreyle ilgili saplantısı
bulunmayan, hukukun çizgisinden ayrılmayan ve önyargılarına teslim
olmayan herkes Cumhurbaşkanlığı süresinin 5 yılla sınırlı olduğunu ve bu
göreve ikinci bir 5 yıl için de seçilme imkanı bulunduğunu teyit ve
kabul edeceklerdir.''
-''Papatya falları...''-
Milletin Cumhurbaşkanlığı süresini 5+5 yıl olarak tayin ettiğini ve
buna da 21 Ekim 2007 tarihli referandumda onay verdiğini bildiren
Bahçeli, açıklamasında şu görüşlere ver verdi:
''Bu kadar berrak bir manzara ortada dururken; Cumhurbaşkanlığı görev
süresinin sulandırılmasının, seçimin hangi yılda yapılacağına dönük
papatya falları açılmasının doğru olmayacağı gibi ahlaki ve hukuki bir
tarafı da bulunmayacaktır. Başbakan Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı görev
süresini 7 yıl olarak değerlendirmesi, her şeyden önce hukuku ihlal
anlamına geleceği gibi, bizatihi değişiklik yaptıkları anayasa maddesine
de aykırılık teşkil edecektir.
Altı kalın olarak çizilmesi gereken gerçek şudur: Cumhurbaşkanlığı
statüsü, gücünü ve kaynağını doğrudan anayasadan almakta ve bu itibarla
görev ve yetkileriyle birlikte, süresi de anayasaya dayanmaktadır. Kaldı
ki hukuk kurallarının zaman bakımından uygulanmasındaki bariz kural,
yürürlüğe giren bir kanun ya da anayasa hükmünün derhal uygulanmasını
içermesidir. Şüphesiz kamu hukuku dahilinde yapılan bir değişiklik,
muhataplarını da anında etkileyecek ve yeni bir durum ortaya
çıkaracaktır. Cumhurbaşkanlığının görev, yetki ve süresi kazanılmış
haklar çerçevesinde ele alınamayacağı gibi, bu görevi icra eden kişinin
temel hakkı da sayılamayacaktır.''
Bahçeli, kamu görevi ifa eden Cumhurbaşkanının yetki ve süresinde
yapılan değişikliklerin de hemen uygulanması, muhtemel boşluk ya da
kuşkulara meydan bırakılmaması gerektiğini belirterek, şu ifadeleri
kullandı:
''Anayasa değişikliklerinin, mevkisi ve konumu ne olursa olsun herkes
için bağlayıcı ve kapsayıcı olduğu kuralından hareketle, Sayın Gül'ün
görev süresi halen yürürlükte bulunan 5 yıllık zaman süresine göre hesap
edilmeli ve yorumlanmalıdır. Şayet bugünkü muğlak ve muamma haline
gelen Cumhurbaşkanlığı görev süresinin netleşmesi samimiyetle
isteniyorsa TBMM, hemen harekete geçmeli ve YSK'dan görüş alarak
yürürlükteki anayasa çerçevesinde, halen görevde bulunan 11.
Cumhurbaşkanını da bağlayacak şekilde bir düzenleme yapmalıdır.''
-''Erdoğan'ın saklı ajandasının varlığı''-
Milletvekillerinin görev süresi 5 yıldan 4 yıla çekilmesi
gecikmeksizin nasıl uygulandıysa ve 12 Eylül referandumunda
Cumhurbaşkanlığına verilen yeni görevler anında nasıl yerine
getirildiyse, süre konusunda da tutarlılık ve hukukilik bakımından
aynısının tatbik edilmesini isteyen Bahçeli, şunları belirtti:
''Başbakan Erdoğan'ın bu gerçeklerin aksine, Cumhurbaşkanlığı görev
süresini 7 yıl olarak ilan eden tutumu, sorunlu olduğu kadar başka
hesapları içerisinden barındıran saklı bir ajandasının varlığına işaret
etmektedir. Başkanlık sistemine yönelik gizli gündemi bulunan bu
zihniyetin, fırsat bulursa Cumhurbaşkanlığı makamını anayasa
değişiklikleriyle dönüştüreceği anlaşılmaktadır. Başbakan Erdoğan'ın 7
yıl dayatmasının gerisinde, başkanlık hevesini ve hedefini
gerçekleştirme arayışı ve istediği fazlasıyla belirleyicidir.
Madem Başbakan bu konuda ısrarlıdır; o halde kendisine konuyla
ilgili tavsiyemiz şu olacaktır: Her şeyden önce Cumhurbaşkanlığı görev
süresini 5+5 olarak kabul etmesi gerekmektedir. Arkasından Cumhurbaşkanı
Abdullah Gül'ü, gelecek yıl süresi dolar dolmaz gücü yetiyorsa tekrar
seçtirmesi ve toplam Cumhurbaşkanlığı süresinin 7 yıla ulaşması halinde
istifa ettirerek yerine geçmesidir. Zira Başbakan Erdoğan'ın böylesi
devir teslim törenleriyle ilgili deneyimi bir hayli fazla olup mizacı da
buna yatkındır.
Cumhurbaşkanlığı görev süresinin siyasi krize dönüşmemesi için
Başbakan Erdoğan ve hükümeti elini çabuk tutmalı ve hukuku beklentileri
ve niyetleri paralelinde tahrip etmemelidir.
İnanıyorum ki, Cumhurbaşkanlığını bireysel kaygı ve ikbal
beklentilerinin bir ara durağı olarak gören Başbakan ve arkadaşlarına
aziz milletimiz aradıkları imkanı asla vermeyecektir. Türk milleti
geleceğine ipotek koyan, siyaseti esaret altına alan AKP zihniyetinden
eninde sonunda kurtularak demokrasinin önüne koyulan taşları mutlaka
temizleyecektir.''
Yorum Ekle
Üye girişi Yapmalısınız!
Yorumlar ( 0 )
Diğer Siyaset Haberleri :
|
|